Benimblog

Kadın ile Ayna


Kadınla Ayna

Zahmet edip gelmişti sonunda... Beklemenin zorluğunu ne sıcak havaya bağladı ne de yoldan geçen araçların içindekilerin laf atmasına. Aslı olan beklemeye dayanamayan heyecanlı yüreğiydi. Ya gözleri kamaşıcaktı güneşten ya da arkasına dönüp bakıcaktı yürekten. Zorlanmadı döndü önüne baktı güneşe, tam tepedeyken gölgesi düştü önüne. Tam beklediği gibi giyinmişti. Yakışıklılığı ortalamanın altına yakındı. Hem kim uydurmuştu ki bu güzeli çirkini ?! Gerçekti o, baktığında gördüğü neyse öptüğünde hissettiği de oydu. Gök mavisi gömlek atletsiz vücudunun üzerine tam oturmuştu. Pantolonu ince belini sarmış kalçalarını da çıkarmıştı. Bi erkeğe göre güzel kalçaları vardı. Kıvırdığı gömlek kollarına alnındaki ufak ter damlalarını sildiği besbelliydi aceleyle yetişmeye çalışırken yanıma. Baktım uzunca. Bana hissettirdiği şeyleri döktüm sırayla gözlerimin önüne. Kadınlığım onaydı sadece. Bilirdim ki tek erkekliğiyse banaydı onun. Kendimi teslim etmekten asla utanmadım. Ona baktığımda gördüğüm ne varsa bende de o vardı. Ne hissedersem hissetmişti. Neye dokunduysam dokunmuştu. Benim ağlamama ağlamıştı bi kere neye ağladığımı ben bile bilmezken. Benden bi parça vardı onda. O tam bendi. O adam benim aynamdı. Kendimi gördüğüm yalansız bi aynaydı o adam. Tam olarak bendi. Bense o. Hiç durmadı yanımda. Tuttu elimden. 'Nereye?' Dememe fırsat bile vermeden hisseder gibi soracağımı 'köprüye' dedi. Köprüye !! Köprü bizim ilk buluştuğumuz yerdi. Neden ilk orda buluştuğumuzu anlatırken arkadaşlarımıza saçma geliyor. Çünkü ilk orda buluştuk. Çünkü ilk orda buluşurken bizden başka kimse olmıcaktı orda. Olamıcaktı. Daha sonra bu kimin teklifi diye sorduklarında unutuveriyorum benim teklifim olduğunu söyleyip kestiriyorum cümleyi. Köprü çok uzakta değildi. Heycanlıydım, şimdi ise kalbim uçup gidicek göğsümden. Mutluyum ama nedensiz yere. Sadece neden  köprü diye soramamanın gerginliği vardı üzerimde.  Korktum ya orda başlayanı orda bitirmek isterse ! Yok, hayır. Niye bitirsin ki ? Belki de biliyordu artık. Öğrenmesine imkan yoktu. Bu benim ve dokturum arasındaydı. Kimseye söylemedim bunu. Doktorum da söylemez çünkü çocukluk arkadaşımdı. Bu ihtimal çıkmalıydı kafamdan başka sebep aramalıydım. Neden söylesin ki doktorum hem de çocukluk arkadaşım bunu ona. Hem de hiç sohbet etmemişken birlikte. Hayır bunu düşünme ! O söylemedi o da bilmiyor. Peki neden ayrılsın ki benden. Belki de ayrılımıcak. Belki de seni ilk günkü gibi seviyorum demek için götürüyor oraya. Bunlar beynimi yerken bi an durdu. Durduk. Bana döndü; ''ayna kırılırsa tekrar birleştirme yoksa bi çok yüzünün olduğu ortaya çıkar !'' dedi. Tekrar yürüdü. Yürüdük. Nerden çıkmıştı şimdi bu!? Ne demekti bu? Sonunda köprüdeydik. Şimdi cümleye nasıl giricek diye merak etmeye başlamıştım çünkü emindim öğrenmişti. Anne olacak kadar kadın olmadığımı öğrenmişti. Ondan bunu sakladığımı öğrenmişti. 


Yorumlar