Benimblog

İçimde ki yıkım.


Gelişini sevdiğim.. Üzgünüm gidişini gelişin kadar sevemedim. Hiç bir gidiş sevilmez gerçi ama bu çok farklıydı sevgilim. Ben hic anlayamıyorum. Çok sevdiğin gülüşüm, gözlerim, kokum bunları geri de bırakıp nasıl gidebildin? Ben seni kendimden daha çok düşünürdüm bilirsin herşeyin de ben vardım yanında bunları göz ardı edip nasıl yok sayabildin? Benim cevabını bulamadığım bir sürü soru var aklımı yiyip bitiren. Ben 9 yaşındayken annemle, babamın kavga ettiğini gördüğüm de hic bir adamı sevmeyeceğim diye söz vermiştim kendime. Seni görene kadar.. Sen geldiğin gün sözler de, yeminler de kuşlar gibi uçup gitti fütursuzca. İlk sarsıntıyı babam başlatmıştı depremi sen sonlandırdın acımasızca. Keşke hep 9 yasında ki küçük kız olarak bakabilseydim bu hayata. Ama sen geldin ve benim bahçelerim de papatlayalar açtırdın, gittiğin güne kadar papatyalarımı sevginle sulayıp büyüttüm. Amma ve lakin daha sonra papatyalarım da sırrını döndü bana günden güne boyunlarını daha da cok eğdiler. Sessiz sessiz öldüler. Gidişin yüreğimin papatyalarını soldurdu ve pencerelerimin camlarını patlatıp onları gazetelerle kapattı. Bunları yeniden tamir edebilecek adam sessiz sedasız geçip gitti hayatımdan. Şimdi burada olsan sarılıp koklardım seni, içim erimekten bir hal oldu çünkü. Keşke karşı apartmanım da otursaydın ve benim pencerem senin odana bakıyor olsaydı. Beni ilk önce ailem yıprattı sonra da ikinci ailem olarak gördüğüm adam. İlkim oldun, iliklerime dolandın. İliklerime kadar acıttın. Sonra güneş sırtını döndü bana, bende geceye açtım kollarımı ona sarıldım. Ben beklerim beklemesine ama senin geleceğin yok sevgilim. Ben bu sayfalara sana olan aşkımı daha çok yazarım da senin göreceğin yok. Gökyüzü bile ağlıyor bak benim halime. Gök benim bağıramadıklarımı haykırıyor yer yüzüne. Dışarıya yağmur yağıp duruyor böyle, benim içime hasret ümitsizce..


Yorumlar